Üç Nokta, Bir Yusuf

Tam bırakıyorum gazeteyi, karşıma bir sandalye çekip oturuyor. Yine bir haller olmuş buna. Heyecanlı mı heyecanlı. Elleri de titriyor sanki. Bir gülümseme yayılıyor yüzüme. Bir saniye. Kalkıp iki çay kapıyorum. Bir işaret atıyorum “hayrola” manasında, ben de heyecanına ortak oluyorum. Bunu bekliyormuş meğer başlıyor anlatmaya.

Seviyor.

Aydınlık. Her yer aydınlık. Ve sımsıcak. Koku desen, misk-i amber. Bir sesle irkiliyorum. Gömleğimi çıkarmamı istiyor. Diğerleri de geliyor ve sürüklemeye başlıyorlar. Bir kuyunun başına bırakıyorlar beni. Aynı ses içeri atlamamı söylüyor. Korkuyorum ama belli edemiyorum. Az uzakta küçük kardeşim. Gözleriyle bana biat ediyor. Aslında o, benden daha çok korkuyor. Ben atlıyorum, ağlamaya başlıyor.

Sevmiyor.

Her şey bir anda oldu abi, diyor. Bakmış bahçedeki dut ağacının altındaki bankta. Onu bekliyormuş, içine doğmuş. Bir görseniz, pek de heyecanlı anlatıyor. Gitmiş kızın yanına, tutuşturmuş çiçekleri eline. Birkaç da nağmeli söz… Bu devirde var mıymış böyle ilanı aşklar? Kalmış demek ki. Çiçekler nerden mi geldi? O hep çiçek taşırmış. Yanında. Bu an için. İnsan işte, bir yudum.

Seviyor.

Benim bir suçum mu varmış ki! Beni odaya kapan o! Üstüme atılan o! Pençesini arkama geçiren o! Rabbim, yardım et! Sen şahitsin olanlara. Sen şahitsin safiyete. Sen şahitsin mahcubiyete. Rabbim… Yardım et!

Sevmiyor.

Kim derdi ki bu oğlan bir kıza tutulacak. Ne ihtimaller vardı da, bu yere bakan yakmış bir yürek. Çaylarımız bitiyor, zaman geçiyor, heyecanı dinmiyor. O anlatıyor, ben dinliyorum. O anlatıyor, ben dinliyorum. O anlatıyor, ben… dinlemiyorum. Dün eski bir ahbabımla karşılaştım. Kızılay’da. O her yeri cicili bicili kuklalarla bezeli yerde. Yahu bu bizim … değil mi? Nasıl da değişmiş! Ben bununla aynı sırayı paylaşmadım mı? Bir insan bu kadar mı değişir? Yüzünden nur silinirken, bu kadar mı kahpeleşir?.. Anlat anlat, bitiremiyor kızı. O anlatıyor, ben dinlemiyorum. Bir de mesaj geliyor. Kafam iyice dağınık. Elimi saçıma götürüp söyle bir değdiriveriyorum gereksiz. Şu kızın muhabbeti de bitmiyor. Mesaja bakıyorum, iyice duyamaz oluyorum.

Sevmiyor.

Şu biat gözlerini ilk bakışta tanıyorum. İçime alev düşüyor. Diğerlerine kalkın diyorum, bırakın bana secde etmeyi, ancak ve ancak Yaradan’a edin. Kalkıyorlar, türlü safsatalar anlatıyorlar. Babamı soruyorum, elim gömleğime gidiyor.

Sevmiyor.

Karanlık. Her yer karanlık. Ve buz gibi. İçim yanıyor ama… Bir kez alev düştü ya! Saf ve mahcub. Bulutların arkasından parlayıveriyor ay. Hastalıklarım yok olup gidiyor. Ayaktayım. Bir uçurumun kenarındayım. Duy beni ey Hızır! Ben Yusuf’um! Bir yudum Yusuf!

Abdullah Başaran

Bir Yanıt to “Üç Nokta, Bir Yusuf”

  1. mükemmel bir yazı…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: