Aşk Düştü, Ben Uyandım

Kalbimin içine girdi onlarca taş. İrili ufaklı, hepsi bir yer edindiler kendilerince. Aklıma gelmedi şehitler, ben de boyun eğdim taşlara. Bu şehir neden hep böyle? Neden hep sıkar insanı? Ve neden suyu işe yaramaz? Binlerce soru var, benimle… Sahile gidiyorum, dalga ancak yüreğime çarpıyor. İçeri girer mi? Yok. Bu şehri sevmedim, sevemedim.

Dört duvar arasında kalmadım. Şehir avucumun içine girdi. Bir esti o tarafa gittim, bir esti şu. Denedim, kurtulamadım. Bu ülke neden böyle? Neden hep arkasından iş çevrilir insanın? Ve neden puslu bir hava için birçok masuma kıyılır? Binlerce soru var… Bir tepedeyim. Dedim ya, şehir avucumun içinde. Yanına gitmek istedim, gidemedim.

Şimdi Rabbimle beraberim, konuşuyoruz. Ve şimdi de iki dua gönderiyorum filistin’e. Ya sahi, ne oldu orası? Bak! Yine düşünmeyim diyorum, dayanamıyorum. Bu İslâm milleti neden böyle? Neden hep düşerler birbirine? Ve neden duayı kendilerine eksik ederler? Binlerce soru… Bir selam aldım. Ve birkaç kelam. Kalbimdeki taşlardan su sızmaya başladı. Ne bir soru kaldı, ne bir sükûnet. Gidiyorum bu şehirden, gözümde kristaller. Bir muhabbet için durmak istedim, duramadım.

Rüyaydı bu şehir, rüyaydı sefaret. Taşların arasından bengisu sızdı, çiçekler yeşerdi, şehir cennete dönüştü. Cennete bir âdem düştü, bir de havva. Ve aşk düştü, ben uyandım.

Abdullah BAŞARAN

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: