Hayat kadınları

…genelevde çalışmak için on iki bin kadının başvuru yaptığını öğrenmek, beni bayağı üzüyor.

…on iki bin çaresiz kadın çıkıyor, fuhuştan kendi bedeninden, et elbisesinden kar etmek için müracaat ediyor…

Öğle sonları televizyon açma alışkanlığım yoktur.

Sükûneti tercih ederim.

Bu sebeple kadın kuşağının bol gözyaşlı, rating artırıcı, bazen çoğu kurmaca kadın dramlarını seyretmiyorum.

Önceki gün evime gelen konukların açıp izlediği bir programın gelen sesi eşliğinde yemek servisi ile meşgulken, hararetli bir tartışmaya şahit oluyoruz.

Konu, hayat kadınları.

Stüdyodaki kadınlar onların kötü şartlarda çalıştırıldıklarını anlatırken; yayına bağlanan hayat kadınları bunların doğru olmadığını, kendi istekleri ile çalıştıklarını, çoğunun çoluk çocuk sahibi aile kadınları olduğunu, anlatıyor.

İçlerinde üniversite mezunları olduğunu, bu iş sayesinde çok sayıda ev ve araba sahibi olduklarını aktarıyor.

Asıl ilginci, genelevde çalışmak için on iki bin kadının başvuru yaptığını öğrenmek, beni bayağı üzüyor.

Bu rakamın tüm Türkiye geneli mi yoksa İstanbul toplamı mı olduğunu anlayamıyorum.

Ne fark eder on iki bin çaresiz kadın çıkıyor, fuhuştan kendi bedeninden, et elbisesinden kar etmek için müracaat ediyor.

Bir kişi bile başvursa, daha mı az üzülecektim.

Ama 12 bin kadın.

Bir İslam ülkesine hiç yakışmıyor.

İnsanlık ailesi için şık durmuyor.

Fuhuş köleliği için 12 bin kadının hevesli olması, hepimize tırnaklarını yediriyor.

Ki resmi başvurular bunlar.

Bir de gizli fuhuş yapan, kayıtdışını sayarsak rakam çok daha elem verici.

Bu kader falan değil; düpedüz açgözlülük, lüks tüketim hevesi, kısa sürede köşeyi dönme hırsı.

Ama nasıl bir zenginlik.

Kirli, irinli, pis para ile çocuklarına bir gelecek sunmak isteyen bu kadınların ülkesinde din adamları yıllardır uyuyorlar mı idi ki; bu kadınlar kendilerini, dünyalarını, ahiretlerini satacak kadar çılgınlaşabildiler.

Bu ülkenin din tahsili yapmış insanları, âlimleri, hocaları, çevrelerinde dindar bir profil çizen yurttaşı; “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mı dedi ki bu kadar çok fuhuş heveslisi nesiller türeyebildi.

Ya da sık sık rejim belalısı olarak irtica tehlikesine dikkat çekici beyanlarda bulunan Sevgili Genelkurmayımız; kadınlarımızın kötü yola düşmesini rejim açısından tehlike görmediği için mi; bu kadınlarımız, daha lüks bir yaşam için sabah sekiz akşam beş işe gider gibi, ürettikleri sütü peyniri yoğurdu değil de vücutlarını satmaya gitmekteler.

Medyanın magazin malzemesi mankenlerin her hafta partner değiştirmesini çağdaşlık ve modernliğin bir ölçütü olarak önlerine koyduğu Türkiye gençleri fuhuş terörüne yeniliyor.

Bütün bunlardan haberiniz var mı?

Ya da nasıl olsa başlarını örten kızlar tehlike, bu fuhuş köleleri rejim falan yıkamaz rahatlamaları ile midir ki vatan evlatlarının elden kayıp gitmelerine seyirci kalabildiniz.

Türk aile yapısının bozulmasına göz yumabildiniz.

Okullardaki öğretmenler siz neler anlattınız ki son yüzyılın kuşakları kirle anılır oldu.

O gün stüdyodakiler hep kadına vurgu yaptılar.

Asıl önemli insan cinsini, erkeği konuşmadılar.

Anneler kollarındaki bebeklerden bir ırz düşmanı, namus tüccarı yetiştirdiklerini hiç hesap edemiyorlar mı?

“Nasıl olsa erkektir” deyip, yüce İslam ahlakının öngörülerini çocuklarının kulağına fısıldamıyorlar mı? 

“Yavrum sakın ha bir kıza yan gözle bile bakmayasın.

Bak senin de annen, kız kardeşin, halan, teyzen var.

Bir gün kızların da olacak.

Başkalarının senin mukaddes anneni, kız kardeşini, kızlarını bir gül gibi kırıp incitmesini, onuru ile oynamasını ister misin?

Her şeyin bir bedeli vardır, sen birilerini kırarsan, seni de incitirler oğlum” terbiyesinden geçirmemekte ki, galiba ebeveynler.

Oğulları, yine bir anne olan on sekizlik genç kadının bebeğine süt alamadığı o en çaresiz anında; “gel benimle yemeğe” ve devamına teklifinde bulunabilmekteler.

Bu teklife tıpış tıpış giden kadın suçludur da…

Asıl o teklifi yapan erkek daha fazla suçludur.

Karşılıksız yardımın, erdemin güzelliği behemehal öğretilmelidir çocuklara.

Sorun eğitimde.

Hatta kadından önce erkeğin eğitiminde.

Kimse, adı çıkmış bir kızın ailesi olmak istemiyor.

Ama daha vahimi, o kızların adını çıkaran erkeklerin anne ve babası olmak.

İşte bunun vebali çok ağır.

Mine Alpay GÜN / m.alpaygun@gmail.com

Bir Yanıt to “Hayat kadınları”

  1. […] adn karan erkeklerin anne ve babas olmak. te bunun vebali ok ar. Mine Alpay GN Alnt __________________ Naif bir sevdayd […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: