Sözü isteyene söyle (Mevlânâ)

Mevlânâ’ya “dans ettirmek” yerine onun söylemini anlamaya ve dillendirmeye devam edelim. Şu bir gerçek ki Mevlânâ çağlar üstü bir eğitimcidir. Mesajıyla gönüllere hitap etmektedir. Birtakım sıfatların ardına sığınmayan bir “gönül eğitimcisi”dir o. Mevlânâ Kur’an’ı “evrenin kullanım rehberi”, Hz. Peygamber’i de “model insan” olarak kendine örnek alır. Bu yüzden onu anlamak Kur’an’ı anlamak, Hz. Peygamber’i tanımaktır.

Mevlânâ insanlara verilen her bilginin aynı neticeyi vermeyeceğini, bu yüzden eğitimcilerin bazı olumsuzluklar karşısında ümitsizliğe kapılmamaları gerektiğini söyler. Çünkü anlatılan bilgiyi herkes kendi yetenek ve ihtiyacına göre alır. Mevlânâ “bireysel farklılıklar” şeklinde ifade edilen prensipten çıkardığı metot konusunda, Bakara sûresinin 26. âyetinden yola çıkarak, söz konusu örneklerden inananlar ile inanmayanların farklı şekillerde istifade ettiklerini anlatır.

Eğitimde yöntemleri doğru uygulanıp verimli sonuç alınabilmek için öğrencilerin seviyelerinin doğru tespit edilmesi gerektiğini söyler. Başka bir ifade ile öğretim, öğrencilerdeki bireysel farklılıkları ortaya çıkaracak şekilde yapılmalıdır.

Bilindiği gibi her doğru her yerde ve herkese söylenmez. Bazı bilgiler vardır ki onlar sadece isteyene ve onu anlayacak kapasitede olanlara yani ehline verilir / verilmelidir. Mevlânâ, Allah’tan “Hakkı, lâyık olanlara ulaştırmasını” (Dîvân-ı Kebîr, VI, beyit 3563) ister ve “olgunlaşmamış, ham kimselere bazı bilgilerin öğretilemeyeceğini” (Dîvân-ı Kebîr, III, beyit 1293) söyler.

Mevlânâ zaman içerisinde gerçekleşen sosyal değişimlere dikkat edilmesini ve bilgi sunumlarının bu doğrultuda yapılması gerektiğine dikkat çeker. Gelişim kanunları dikkate alındığında karakter bakımından insanların birbirinden farklı oldukları görülür ve bu insanların her biri, mânaya yönelik derinlik ve incelikleri anlamakta güçlük çekerler. Bu sebeple Mevlânâ öğretmen-öğrenci ilişkisi konusuna oldukça gerçekçi yaklaşır. Ehil olmadığı için kime hangi bilginin verileceğini bilmeyen hoca, gelişmeye müsait olan öğrenciyi de köreltir, yeteneklerini hatta gönlündeki sevgiyi söndürür.

***

Bir akdoğanı bir kocakarıya verirler. Annesi tırnaklarını kesmedi diye doğanın tırnaklarını ve gagasını keser. Oysa doğan tırnak ve gagası ile hem kendini korur hem de beslenir. Fakat kocakarı bunu iyilik olsun diye yapar. Ardından doğana yemesi için tutmaç verir, fakat doğan tutmaçı yemez. Kadın kızar. “Bari tutmaçın suyunu iç!” der. Halbuki tutmaç suyu da doğanın yaratılışına uygun bir yiyecek değildir. Doğan bu suyu içmez. Çileden çıkan kocakarı bunun üzerine öfke ile çorbayı doğanın başına döker. Doğanın başı kel olur. Eski sahibinin kendine karşı davranış ve lutuflarını hatırlar ve ondan büyük iyilikler “gören” nazlı gözlerinden yaşlar dökülür (Dîvân-ı Kebîr, IV, beyit 2628-40).

***

Mevlânâ’nın bu hikâyesinde kocakarı öğretmeni, akdoğan öğrenciyi, verilen yemek bilgiyi, yapılan faaliyet de öğretim yöntemini ifade etmektedir. Çorbayı kafasına döküp onu kel bırakması öğretmenin öğrencisini anlamadığı veya ihtiyacı olmayan, ya da ilgi duymadığı bilgileri ona vermesini, kel olması da zihnî yeteneklerinin sönmesini sembolize eder. Çünkü öğretmen, ne öğrencisinin psikolojik yapısını tanımakta ne de öğretim metotlarını bilmektedir.

Eğitim ve öğretimde, bilginin metodik bir şekilde verilmesi bazı öğrencilere uygun gelmesine rağmen bazılarına da ters gelir. Bu konuda Mevlânâ yapılan eğitimle, insana sunulan bilgi ve değerleri ilâca benzetir. Her ilâç herkese şifa vermeyebilir.

Eğitimci, mesleğinin gereği olarak işine sımsıkı sarılarak eğitim faaliyetini yürütmeye çalışmalıdır. Çünkü bazı durumlarda yaptığı faaliyetler neticesiz kalabilir. İnsanın mânevî hastalıklarına sunulan ilâç tesir göstermeyebilir. Böyle bir durumda, Abese sûresindeki, “Sen sözü isteyene söyle!” ilkesini hatırlatır. Sûrede, âmâ kişi gerçeği öğrenmek istemektedir, o sırada Hz. Peygamber de toplumun ileri gelen bazı kişilerini bilgilendirmektedir.

Abese sûresinde istemeyene, ilgi göstermeyene birtakım hikmetlerin öğretilemeyeceğini belirten Allah, bu hususta Hz. Peygamber’i uyarır: “Eğitilmesi mümkün olmayanlardan vazgeç”! (Dîvân-ı Kebîr, II, beyit 2064-9) ilkesini Kur’an’dan alan Mevlânâ, herkesin eğitilemeyeceğini gerçeğini görür. Bu sebeple o, eğitimciyi “gereken yere yama yapan” kimseye benzetir; yani herkese nabzına göre şerbet veren kişi olarak takdim eder (Dîvân-ı Kebîr, III, beyit 4385).

Günümüz eğitim anlayışında önemli bir yer tutan “ilgi ve ilgilenme” yöntemi, Mevlânâ’nın felsefesinde önemli bir yer tutar. Bu konuda verilen bir dersin güzelliğini, anlatanın anlatmasından değil de, dinleyenin dinlemesinden kaynaklandığını söyler. Bir eğitimcinin heyecan duyarak ders anlatmasını, işine canla başla sarılmasını öğrencinin derse ilgi göstermesine bağlar.

Çünkü ilgi göstermeyene bilgi vermek, çorak yere tohum ekmek (Dîvân-ı Kebîr, VI, beyit 1661) gibidir.

Dr. İhsan ALPEREN

Reklamlar

2 Yanıt to “Sözü isteyene söyle (Mevlânâ)”

  1. […] bilgi vermek, çorak yere tohum ekmek (Divan-ı Kebir, VI, beyit 1661) gibidir. Dr. İhsan ALPEREN Kaynak __________________ Naif bir sevdaydı[…]

  2. Mustafa Balkan Says:

    Dr. İhsan Bey,

    Hz.Pîr’in eğitimci/eğitimcilik tarafını gerçekten çok güzel ifade etmişsiniz. Talim ve terbiye açısından Hz. Mevlânâ’nın hikâyelerinden yola çıkarak eğitimde bu metod kullanılmış olsaydı, kaliteli ve kendini bilen insanlar yetişirdi.

    Hz.Pîr aynı zamanda bir sosyolog, diğer taraftan iyi bir psikologdur. O gerçekten evlerimizde baştacı yapmamız gereken iyi bir hoca ve kitapları da en güzel öğretici olsa gerek. Ne yazık ki, onu anlamada ve anlatmada büyük güçlük çekiyoruz. Yabancılar bizden daha mı iyi anlıyorlar diye bazen hayıflanmıyor değilim. Ama biz deryanın içine dalmışız da deryadan bîihaberiz..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: