Kara günlere kadim dostlar

 Düşmanın iyiliği kasabın  koyununa ot vermesi gibidir. Koyunun  boynunu sıvazlaması  sevdiğinden değil keseceği yerin tespiti içindir. Balıkçının  balığa oltada yem vermesi gibidir.

Sizi kadim dostlarınızdan ayırmak için size dost görünen düşmanlarınızın gözlerinin içine iyi bakınız. “Dost yüzünden belli olur; düşman gözünden belli olur” Çünkü  “Dost başa bakar, düşman ayağa bakar” Dost sizin başınızın yücelmesini isterken, düşman hep ayağınızın kaymasını ister ve ayağınıza bakar.

“Onlar zararlarından emin oldukları için; dostlarını uzak tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak için de; düşmanlarını yakınlaştırdılar. Yakınlaştırılan düşman dost olmadı. Ama uzaklaştırılan dost düşman oldu. Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu” (Ebu Müslim el-Horasani)

Bin üç yüz yıldır zulme başkaldıranların örneği ve önderi olan bu yiğit adam, kendisini iktidara getirdiği Ebu Cafer Mansur tarafından Hicri takvime göre 24 Şaban 137/Miladi 755 günü boğularak öldürülmüş ve Dicle nehrinin balıklarına yem yapılmıştır.

İnsan şaşırınca kendini omuzlayıp yukarı çıkaranların başını ezerek, beyin ezmesi yiyerek yoluna devam edermiş.

Dostunun acı ilaçlarından kaçar, düşmanının tatlı zehirleriyle kendinden geçince, düşmanın ayağının toprağı olmayı şeref kabul ederken, dostunun başına tokmak yaptıklarının farkına varmazmış.

Basireti bağlanırmış insanın. Alır baltayı eline ve bindiği dalı kesmeye kalkarmış, sonunda düşen yine kendi olur ve yaralarına yanan yine yaraladığı dostları olurmuş.

Şaşırınca insan, kanına, canına, vatanına kastedenlerle diyalog toplantıları yapar, en mahrem yerleri yok pahasına satarmış.

“Domuzdan post, düşmandan dost olmaz” demiş atalarımız. Tabiidir ki “Düşman” deyince hatırımıza dinimizin düşmanları gelmelidir. Öyle tarla yüzünden, ticaret yüzünden, köpek davasından çek-senet yüzünden küstüğümüz insanlara düşman demeyiz. Üç günden fazla da dargın durmayız.
“Ama din düşmanlarının da bize  iyilikleri oluyor, lobi faaliyeti yapıyorlar” diyenler var.

Dinimin düşmanı  cami yapsa o Kur’an’da bahsedilen “Mescidi dırar”/zararlı mesciddir. Şerbet verse şaraptır, panzehir verse  zehirdir diyerek kabul etmeyeceğiz.

Düşmanın iyiliği kasabın  koyununa ot vermesi gibidir. Koyunun  boynunu sıvazlaması  sevdiğinden değil keseceği yerin tespiti içindir. Balıkçının  balığa oltada yem vermesi gibidir.

Sizi kadim dostlarınızdan ayırmak için size dost görünen düşmanlarınızın gözlerinin içine iyi bakınız. “Dost yüzünden belli olur; düşman gözünden belli olur” Çünkü  “Dost başa bakar, düşman ayağa bakar” Dost sizin başınızın yücelmesini isterken, düşman hep ayağınızın kaymasını ister ve ayağınıza bakar.

Sahte dostlarınız önünüzde, düşmanlarınız arkanızda kuyu kazmaktalar. Nefsinizin sevdiği her türlü yiyecek, giyecek, oynayacak nimetler size sunulur.

Nefsinizin hoşlanacağı kelimeler lügat kitaplarından çıkarak,  hizaya dizilerek önünüzden resmi geçit yaparlar.
Doğruları görmemeniz için her renk gözlüğü takacak uzmanlar, kötü kokuları duymamanız için her türlü parfümü sıkacak azmanlar çevrenizi sararlar.

Kara günlerde, kadim dostlar gerekir.

Mahmut TOPTAŞ

Reklamlar

2 Yanıt to “Kara günlere kadim dostlar”

  1. sersefil Says:

    Kadim Dost Agabeyim :$

  2. “kara günlere kadim dostlar” facebook da paylaşılmalı bence.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: