Din sadece BAŞÖRTÜLÜ kadınlara mı geldi?

Müslüman erkek yabancı bir kadının bedeninden bir noktayı görür görmez feleğini şaşırıp şirazesini yitirecek kadar erdem yoksunu mudur ki!

Mesture hanımlara sınır noktalarını hatırlatanlar aynı şekilde Müslüman erkeklere de “destur ey mestur!” diyebiliyorlar mı acaba?

Eskiden “türban, başörtüsü, örtünme” denildiği zaman muhalif seslerin nereden geldiğini biliyor ve buna artık alışmış gibiydik.

Baş örtme ile sosyal hayat arasında alaka kuramadığından kafa karışıklığı yaşayan, böyle olduğu için de bu durumun ortadan kalkmasının yegâne yolunun yasaklamaktan geçtiğini savunan insanların tepki ve reflekslerini çözümlemekte zorluk çekmiyorduk.

Din ile tesettür arasındaki ilgi bağını göz ardı ederek tavsiyeler sıralamaktan da geri durmuyordu bu gruplar. En çok önerdikleri baş bağlama tarzı, Anadolu kadınının, babaannelerimizin bağlayış biçimiydi.

Her fırsatta modernliği ve çağdaşlığı ağızlarından düşürmeyen bu insanların tesettürlü hanımlar söz konusu olduğunda nasıl yan çizip çark ettiklerini, nasıl birden eski tarz geleneksel biçimlerden medet umduklarını şaşkınlıkla izleyip durduk.

Ne Nilüfer Göle’nin Modern Mahrem tezleri ne de İkinci Cumhuriyetçilerin özgürlükçü ve rahatlatıcı açıklamaları fayda etmiyordu. Hâlbuki örtünmeyen bayanların giyinmedikleri şey örtülü bayanları nasıl ilgilendirmiyorsa, örtülü bayanların giydikleri örtünmeyenleri hiç ama hiç ilgilendirmemesi gerekir.

Ne yazık ki bu tartışma hiç hızını kesmediği gibi insan hakları sınırını ve etik boyutları aşarak günümüze kadar geldi.

Örtülü bayanların örtünme biçimi artık bireysel sorumluluklarının sınırının ötesinde, neredeyse bir kamu meselesi hatta cemaat sorunu haline gelmiş durumda.

Gün geçmiyor ki bu konuda birileri örtülü kadınların örtünme biçimleriyle ilgili haddini aşan bir yazı yazmış olmasın. Yok efendim ‘kadınlara kızlara bir haller oluyormuş’ şikayetinden tutunuz da, örtüye en fazla zararı örtünen kadınların verdiği iddiasına varıncaya kadar abartılı yorumlar almış başını gidiyor.

Bu eleştiri ve yorumları okuyan dışarıdan birisi, İslam’ın sadece kadınların sorumluluğunda bir din olduğunu sanır. İfrata varan eleştirilerin ana sebebi, tesettürün amacının ne olduğu konusunda insanımızın hala bulanık düşünce ve sathi anlayıştan kurtulmamış olmasıdır.

Kadınların örtünmesinin sakınmayı ve sakınılmayı sağlamanın dışında metafizik bir sebebi olduğunu göz ardı ettiğimizde ne kadar mazbut giyinirlerse giyinseler kadınların örtünmesinde mutlaka bir pürüz bulunacaktır. Zaten arandıktan sonra –ki örtüde pürüz aramak da bir çeşit soyma biçimidir- illa ki bir pürüz bulunur.

Açık arayan, aradığının bir fazlasıyla açık bulur. Önemli olan tesettürün hikmetine uygun davranmak, yani bakışı çevirmek, pürüzü gizlemek, ayıbı örtmektir.

Bütüncül baktığımızda tesettürün gözden kaybolmak gibi bir hedefe matuf olmadığı görülecektir. Bakılan kadar bakan kişinin de setr üzerinde payı vardır. İslam’ın hiçbir döneminde örtünen kadınlar içten ve dıştan bu denli prese alınıp rencide edilmiş değildir.

Bir Müslüman kadın kendi örtünüş biçimini idealize edip diğer örtünme biçimlerini çizgi dışı addedip karikatürize etmesi en başta tesettürün ruhuna terstir. Zira örtülü olan bedende örtülü olmayan ya da ne kadar örtünse de yine bir şeylerin açık kaldığı yerleri işaret ve ifşa etmek bilmeden nazarları teyakkuza geçirmektir.

Nur Suresi 31. ayeti bir kez daha okursak örtünmenin sadece kişisel örtünmeden ibaret olmadığını anlamakta zorlanmayız.

“Mümin kadınlara da söyle gözlerini bakılması yasak olandan çekinsinler. İffetlerini korusunlar, süslerini kendilerinden görülen kısmı müstesna açmasınlar, başörtülerini yakalarının üstüne salsınlar.”

“Buradaki kendiliğinden görülen yerler” ifadesi kadının eli ve yüzü olduğu kadar boyu posu ve endamıdır da. Yani bir kadın eğer uzun boylu ise erkeklerin dikkatini çekmemek için kambur durması gerekmez.

Müslüman kadının örtünmesini Müslüman erkeğin nazarlarına karşı bir önlem noktasına indirgediğimizde, işin içinden çıkmamız mümkün olmayacaktır. Müslüman erkek yabancı bir kadının bedeninden bir noktayı görür görmez feleğini şaşırıp şirazesini yitirecek kadar erdem yoksunu mudur ki!

Mesture hanımlara sınır noktalarını hatırlatanlar aynı şekilde Müslüman erkeklere de “destur ey mestur!” diyebiliyorlar mı acaba?

Hüseyin AKIN

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: