“Allah varsa, trajedi yoktur”

Mustafa Kutlu, kendisiyle yapılan bir söyleşide “Allah varsa, trajedi yoktur” demişti.

Bu sözün hemen peşinden, bir başka hikâyeciden de şu sözü işittik: “İnsan varsa, trajedi de vardır.”

Ama ben birinci sözü alıyor, öpüp başımın üstüne koyuyorum.

Doğu illerimizden, Irak, Filistin ve Afganistan’dan her gün kara haberler alıyoruz. Bazen “bunu yapan insan olamaz” diye başlık atıyor, bazen acımızın sonsuz olduğunu dile getiriyoruz. Bir kabullenememe hali…

İslam Kaynaklarına Göre Malazgirt Savaşı isimli kitapta, bir cümle dikkatimi çekti.

Bizans ordusu, Malazgirt savaşı öncesinde, ilçe halkının tamamını esir alır. Selçuklu ordusu gelince, halkın bir kısmı Bizanslıların elinden kaçmayı başarır.

Tarihçi Bundari, bu olayı anlattıktan sonra şu cümleyi kuruyor: “Bizanslılar eceli gelmiş olanları öldürdüler ve geri kalanlar da kurtuldu.”

Malazgirt halkının esir alınması ve bir kısmının katledilmesini bugün yaşamış ve yazmış olsaydık, kim bilir ne gibi cümleler kurardık.

Değişen galiba bu…

Eski insanlar “Allah varsa, trajedi yoktur” demişler. Günümüz insanı ise diğerini…

***

Dünya ısınıyor; mevsimler, iklimler değişme emaresi gösteriyor. Yağmur ya hiç yağmıyor ya da sel olup tepemize biniyor.

Şair, “bozuldu bak, dünyanın ezberi” diye şiir yazıyor.

Oysa bozulan dünya değil, insanın ta kendisi.

Allah’a şükür; bugün içecek suyumuz, yiyecek ekmeğimiz var. Ama görüyoruz ki, “İnsanlık, bugünden ziyade, yarının endişesiyle yaşıyor. Halinden ziyade, akıbetini düşünüyor.” (Bu söz Nurettin Topçu üstadımıza aittir.)

Herkes endişeli.

Ne olacak halimiz sorusu çok sık soruluyor.

İstanbul’un iki aylık suyu kaldı, Ankaralı perişan gibi haberler, dibi görünen barajlar eşliğinde servis edildikçe, korku katlanarak artıyor.

Mesela bayramda İstanbul’a sağanak yağmur yağdı. Yağmur sonrası haberlere bir bakın: Tek yazılan, söylenen, gösterilen, barajlara “sadece” on iki günlük suyun geldiği…

Hepsi bu mu? Evet, bizim için hepsi bu…

Bu yağmurun toprağa, bitkilere, börtü böceğe, kuşlara ne gibi faydası dokunduğunu söyleyen oldu mu? Olduysa da ben duymadım.

Bu dünyada sadece biz mi yaşıyoruz?

Diyelim ki, küresel ısınma yüzünden iklimler ve hava sıcaklıkları değişti. Isı, kimi yerde arttı, kimi yerde azaldı.

Bunda korkacak ne var?

İnsanoğlunun en büyük özelliği, şartlara uyum sağlayabilmesi değil mi?

İşte, kutuplarda eksi elli, çölde artı elli derecede hayat devam ediyor. Ne soğuktan ne de sıcaktan insanlar ölüyor.

Kaza ve kadere, her şeyin Allah’tan geldiğine inananlar bile, bir kafa karışıklığı, bir tereddüt hali yaşıyor.

Ben ise hep şunu söylüyorum: Doğumlar devam ettikçe, korkulacak, merak edilecek bir şey yok. Her bebek kendi rızkıyla doğduğuna göre, mesele yok demektir.

Tabii bu, dünyayı hor kullanmak anlamına gelmiyor.

İbrahim Tenekeci

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: