Bayram

Bayram. Adı bile bayram. İnsanın içine ferahlık veriyor. Müslümanlar bahtı açık olsun diye çocuklarına “bayram” adını koyuyorlar.

Ramazan bayramı. Doğal bayram. Kadını erkeği, genci yaşlısı, çocuğu büyüğü; müslümanı müslüman olmayanın herkesin müşterek olarak kutladığı bir bayram… Elbette herkes kendine göre, kendi anlayışına göre kutlar bayramı.

Ramazan bayramı… Özelde ve esasta ramazan ayı boyunca yemek ve içmekten uzak durmak suretiyle tutulan oruçların sonunda manevî huzur duyularak kutlanılan bir bayram… Oruç “nefs”e ağır gelen bir ibadettir. Dolayısıyla müslümanlar nefis terbiyesi, irade eğitimi olarak gördükleri orucu, diğer ibadetlerden daha farklı olarak görür ve farklı bir şekilde yaşarlar. Zaten farklılığı, sosyal hayata damgasını vurmasından da belli olmaktadır.

Genelde ise yaşadığı ülkede tanıdığı kişilerin kutlaması sebebiyle ya da resmî tatil ilân edildiği için bu sosyal olguya iştirak ederek kutlanılan bir bayram…

Ramazan rahmet ayıdır

Zekât ve sadaka gibi maddî yardımlaşmanın yanı sıra manevî anlamda da bütün insanları kucaklar.

İnsanlar hem ülke içinde hem ülke dışında çok değişik yerlere seyahat etmek suretiyle, bu süreyi kendilerince değerlendirmek için tatile giderler. Oruçla hiçbir ilişkisi olmayan kişi ve kuruluşlar bu sayede, bayram süresince insanlara hizmet ettikleri için ticarî anlamda nasiplenirler. Ramazan bu yönü ile de farklı kesimleri kucaklar.

Ramazan herkese rahmettir. Oruç tutana da tutmayana da… İnanana da inanmayana da… Bayram günlerinde herkes birbirine “iyi bayramlar” der. Rahmetiyle içselleştirilmiş bir bayramdır yaşanan…

Nerede eski bayramlar!

Bir kısım insanlar, “Nerede eski bayramlar!” nostaljisi yapıyorlar… Eski bayramlar şöyleydi, eski bayramlar böyleydi diye… İnsanın değişik bir özelliğidir, geçmişe özlem duyması… Yaşadığı zamanın pek farkında değildir. Hani “Davulun sesi uzaktan hoş gelir” derler ya… İşte öyle bir şey! Oysa zamanı anlamlandıran insanın kendisidir. Nasıl yaşıyorsanız, yaşantınız bağlamında hayatınız anlam kazanır.

Dün ile bugünü kıyas etmek abesle iştigaldir. Biz bugünü yaşıyoruz. Yaptıklarınıza anlam verebiliyor musunuz?  Kendi kıymetinizin yanı sıra, yaşadığınız günün değerini biliyorsanız mesele yoktur. Kendi adınıza, imanınız adına iyi iş işleyebiliyor musunuz? Belki de geçmişteki yaşananlardan daha değerli şeyler yapıyorsunuzdur.

Herkes medyanın gösterdiğine bakarak söz söylemeye kalkışırsa vay halimize! Bir kısım “aile” görüntüsü sergileyen insanların yaşantısını görüp de, “Aile kurumu ölmüştür” yargısı nasıl yanlış ise, günümüzde kutlanılan bayramların “bayram” olmadığı şeklindeki yaklaşımlar da aynı şekilde yanlıştır.

Nice insanlar bilirim

Bayram olgusunu iliklerinde duyan, bayramı ve bayram heyecanını en duygusal biçimiyle yaşayan nice insanlar bilirim. Orucu oruç bilip, onu her türlü kem nazarlardan koruyan ve ona söz söyletmemek için üzerine titreyen nice insanlar bilirim. Oruç ayını, aynı zamanda maddî yardımlaşma ayı olduğunun farkında olup, zekât ve fitresinin hesabını ayrıntısına kadar hesaplayıp, verilmesi gereken yerlere veren insanlar bilirim.

Ramazan ayının manevî atmosferini bütün boyutlarıyla yaşayıp; büyüğü büyük, küçüğü küçük, akrabayı akraba bilip orucu irade eğitimi ve nefis terbiyesinin ötesine taşıyan nice insanlar bilirim. Bayramı da, paylaşılan mutluluklar ve paylaşılan üzüntüler şeklinde yaşayıp, ramazanın rahmet oluşuyla taçlandıran insanlar bilirim.

İradesi ile nefsini kontrol altına almış bu insanları nasıl görmezden geliriz?

Güzel insanlar size selâm olsun, bayramınız mübarek olsun. İyi ki varsınız…

Elbette bayramlar af günüdür, barış günüdür. Birilerinin iç burkuntuları, birilerinin ruhsal sıkıntıları bayrama burukluk vermemeli; bayramın boynunu bükmemelidir.

İnsanın bayramı nasıl anladığı ve yaşadığı önemlidir.

Geçmiştekilerin yaptığına gıpta etmenin yanı sıra, gıpta edilecek bayramlar yaşamak ve yaşatmak daha güzel değil midir? Şairin dediği gibi:

Ulu mâbedde karıştım vatanın birliğine
Çok şükür Tanrı’ya gördüm bu saatlerde yine
Yaşayanlarla beraber bulunan ervahı
Doludur gönlüm ışıklarla bu bayram sabahı.
(Yahya Kemal, Kendi Gök Kubbemiz, s. 7)

Dr.İhsan ALPEREN

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: